Ne boktan bir sistem şu sosyal medya

Ağzı olan küfrediyor...

Sat, 21 Jul 2018 | 3 dakikada okuyabilirsiniz.

Joker

Herkesin elinde bir akıllı cihaz var artık. 12, 24, 36, 48, 72 ay taksitle alınanlardan. Ve önüne gelen Sosyal Medya Fenomeni/Uzmanı. Kapitalist düzenin bireyselleştirmeyi öne çıkardığı ve sosyal medyanın kendine köle ettiği toplumlarız artık. Her gittiğimiz mekanı, her bir koşumuzu (koşan kimse kaldı mı ya?), kısacası herhangi bir olayı orda paylaşıyoruz. Utanmasak otobüsle her geçtiğimiz durağı paylaşacağız.

Sosyal medyanın boku çıktı

Gerçekten çıktı artık. Bunu yanlı bir şekilde yazmıyorum. Tamamen mantık çerçevesinde düşünmeye çalışıyorum. 2013 yılındaki Gezi olayları sonrası çıkan Periscope (şimdilerde Scope), canlı yayınların yarısından fazlası pornografik içerik olduğu için çoğu kez bela olarak anıldı. Tabii gençler ve bu tarz içeriğe bayılanların dışında.

Facebook, Twitter, Google+, Instagram, YouTube. Bunlar başlıca öğünlere karşılık gelen gıdalarımız oldu. Olmakla da kalmadı, ortalama 5 dakikada bir bunları kontrol eder olduk. Sosyal medya kullanımının işleri aksattığını düşünen patronlar, bu siteleri yasaklamak için ellerinden geleni yaptılar. Ama sonuç pek de değişmedi.

Birbirine hakaret etmek modaydı bir ara. Rap kültüründe diss olarak alınan şarkılar gibi. Sonra bu daha büyük, daha kitlesel hakaretleşmeye bıraktı yerini. İdeolojik, dinsel, tensel, cinsiyetçi hakaretler baş gösterdi.

Kısacası bu ilerleyen sürede tacizlere ve nefret söylemlere döndü. Irkçılığın yeni hâli olarak karşımıza çıktı.

Klavye delikanlılığı v2.0

Bu gibi durumlara önce Klavye Delikanlılığı v1.0 olayına katılan ve gerçekten bütün nefretlerini ve bu nefretlere karşı korumacı düşüncelerini klavyeden yazan bir nesil vardı. Buradaki nesil kavramını insanlar ve çocukları olarak geçen düzlemde düşünmeyelim. İnternet nesli neredeyse her iki senede bir değişiyor. Hatta günümüzde bir yıla kadar düştü diyebiliriz.

İşte akıllı cihazların ve bunlara sağlanan desteğin, fiyatlardaki ucuzlama ya da herkesin taksitle bu cihazlara erişebilmesinden sonra ortaya çıktı ”Klavye delikanlılığı v2.0”. Bu sefer fiziksel bir klavye değildi olayın baş kahramanı. Akıllı cihazlardaki dijital, dokunmaya duyarlı kapasitif ekranlardaki tuşlardı.

Bu tuşlara basabilen her canlı varlık kendini taraf gördü. Taraf oldu, yazdı, yazdı, yazdı… Ta ki kendi başına birşey gelene kadar. Ancak o zaman yazmayı kesti ki, bu olaylar geçip gittiğinde de mağdur olarak yazdı.

Ama hep yazdı, eyleme gelince sadece izlemekle yetindi…

Kızıyoruz böylelerine, ama arada biz de bu konumda buluyoruz kendimizi. Fiziksel olarak müdahale edemediğimiz olaylara, korumaya kalkıştığımız hesapların banlanmaması için…

Video Çılgınlığı

Belirli olaylardan sonra, TV çağının geçtiğini düşünen gençler ve genç olabilmeyi başaran orta yaşlılar kendi yayınlarına başladılar. Herkes fikrini belirtirken herşey çok güzel gidiyordu. Sonra olayların içine yine delikanlılık girdi. Tekrar nefret olgusuna geri döndük.

Bu sefer videolar dallanıp budaklanmaya başladı. Eğitim videoları, birşeyleri gerçeğe çıkarmaya adanmış videolar, siyaset videoları. Televizyonlar bile bu mecraya yeni yeni adım atmaya başladılar. Yıllardır analog takılan televizyonlar kendilerine YouTube kanalı açtılar, Facebook sayfalarından ve Twitter üzerinden özel canlı yayınlar yayınladılar.

Nefret söylemlerine adım atılmadan önce insanlar manipüle edilmeye zemin hazırladılar. Hâlâ bu kervanda takılanlar var.

Manipüle edildiklerinde ise sosyal meyda yeni bir yöne aktı, Siyasal Sosyal Medya…

Siyasal Sosyal Medya

Her bireye taraf olmayı dayatan bu hayat, sosyal medya kullanıcılarını da taraf olmaya itti tabi. Zaten içinden çıkılmaz bir durumda olan yaşantımızın bu tarafı da iyice boka batmış oldu. Öyle bir dönemden geöiyoruz ki, atılan tweetler yüzünden gözaltına alınanlar mı dersiniz, bu kişilere atılan tweetlerin savcılık dosyalarına girmesi mi dersiniz, hepsi artık hayatımızın kanıksanmış bir durum bildirimi halini aldı. Utanmasak ve izin verseler, nezaretten yer bildirimi yapacağız. O derece!

Siyasallaşan sosyal medya ile birlikte nefret söylemleri ayyuka çıktı. Yıllardır koltuğu bırakmayan başkanlar güle oynaya birilerine iftira atarken, diğerleri iftira atılan kişiyi korumak adına on milyon tweet attılar, ekran görüntüsü alıp haber siteleride yayınladılar. Facebook ve benzeri uluslararası mecralarda sayfalar, gruplar açıldı.

Satılmış Sosyal Medya

İşte tam bu dönemde fırsatçılığını konuşturan kişiler siyasallaşan sosyal medya içinde açılan hesapları, sayfaları, grupları sattılar. Bazı kesimler de bu hesapları alıp ismini değiştirip Kurumsal Hesap olarak kullandılar 😄

Nefretin ayyuka çıktığı anda ise…

İnsanların ayrıştırıldı, ayrımcılığa maruz kaldığı bu dönemde yaşandı alttaki olay ve videonun içeriği. Yukarıdaki tüm olayların ardından gelen nefretin son demleri, ulusun, ulusumuzun en önemli değerine karşı bu söylemleri tamamen özgür şekilde kullanabilen bir sosyal medya kullanıcısı yarattı bu sistem. Evet bugüne kadar bu söylemin yüzde birini yapan kişiler çokça gözaltına alındı.

Ama ülkemizin kurtarıcısı, kitlesel bütünlüğü sağlayarak Kurtuluş Savaşının başlamasını sağlayan, insanları millet olgusuna ulaştıran ve dahi tüm vatan toprağının bütünleşmesini sağlayan Mustafa Kemal Atatürk‘e, kendi mezarında küfretmek kimsenin haddine değil. Bu kişinin özür dilemesi, pişmanım demesi birşey ifade etmemeli. Koruma kanunu var, gereği yapılmalı.

Haber video kaynağı : İnternet Haber

Son sözler

İnsanlığın bu kadar kolay bozulabilmesi, bu kadar çabuk nefretle dolabilmesine karşılık, hâlâ ayakta kalabilmesi çok büyük bir şans bence. Kıyamet şimdiye kadar kopmadıysa, yakın süreçte de kopmayacak sanırım. Ebabil kuşlarını bekleyenlere üzücü haber olabilir bu. Yakın süreçte kimse helâk olmayacak arkadaşlar.

Elimizden geldiğince birbirimize saygı gösterebilirsek, şu boktan sistemlerde sadece kendimizi ifade etmek ve düşüncelerimizi insanca paylaşmayı becerebilirsek, inanın daha güzel varlıklar olacağız. İnsanlık kazanmanlı, diğer gruplaşmaların pek bir önemi yok artık…

Kalın sağlıcakla

Loading...
Serkan Algur

Serkan Algur Biraz da ben yazayım. 💙