Gece notları - 2

Günahları gizleyen geceden sevgilerle...

Fri, 13 Jul 2018 | 3 dakikada okuyabilirsiniz.

Günün bütün hengamesini örten, günahların üstünü kapatmasını en iyi bilen ve düşlerin gerçekleşmesi için dilekler tutulan gecedeyiz. Tan yeri ağırana kadar günahları üstünü ışıklandıran tek şey, gece lambalarının cılız parıltısıdır.

Gece

Mesai sonlarında eve giderken geçirilen, zamanın içinde donmak istediğimiz vakitlerde kararmaya başlar gece. Anlık gerçeklerin vurduğu herşey gibi enteresandır. Lakin konumuz bu şekildeki bir edebiyat değil. Gündüzün getirdikleri.

İnsanlar düşünmüyor

Deneyimlediğim şu sektörde yaşayabileceğim en komik zamanları, en fazla bilgisiz insanlar topluluğunun içindeyim. Kimseyi küçümsemiyorum, yanlış anlaşılmasın.

Tüm ülkede kodlama eğitimi verilmesi düşünülen bu günlerde, beyaz yakalıların en ufak hata penceresini okumamasına, üstüne üstlük bir kere gördükleri bu pencereyi kapatmalarına bilgisizlik diyorum.

Ezbere verilen eğitimin sonunda, her birey çalıştığı işte ezbere gidiyor. Her çalıştığı programın belirli yerlerini ezberliyor, gerisine bakmıyor. En basitinden bir tarama işleminde basılacak butonu bile ezberliyor. Karşısına çıkan hata klasöre yazdırdım, kontrol et demesine rağmen, ’bana mail atmıyor ’ diye yana yakıla bana geliyor.

Ben bunun aynısını ona söylediğimde ise ne bileyim ben, bilgisayarcı mıyım? diyor 😒.

Bunu anlatamıyorum, anlamıyorlar. Bilgisayarcı değilsiniz, bilgisayarı kullanansınız. Hata penceresini kapatırsanız, size tabii ki çıkışabilirim. Ne için geldim? Sorunu çözmek için. Ne yaptın? Sorunu oluşturan şeyi kapadın 😒.

Sadece alkışlıyorum. Claps Picard

Bencillik kötüdür

Birisinin sürekli ofis dışında olması, kendisine ayrılan alana müdahale etmenize izin vermiyor. Hele ki ona göre ayarlanmış bazı şeyleri, yine sırf o çok kullanmıyor diye kendi zimmetinize geçiremezsiniz. Bunu yapamazsını abi, bu tam anlamıyla aymazlıktır.

Hele ki demin yazdığım gibi Ben bütün gün oturarak çalışıyorum, o ise bütün gün dışarda diyerek ergonmik ve onun belini destekleyen sandalyesini alamazsını mesela. Bana yapmış olsanız, sizin belinizden utanacağınız laflar ederim.

Yıllardır ben çok fazla ergonomik şeyler istemedim. Gençtim, belim sağlamdı, sırtım ağrımazdı, kilom da doğal olarak azdı. Ama şimdi biraz göbek yaptım, az daha rahat oturmam gerekli. Ama şanslıyım ki, gösterdiğim bir iki tepki sonrası kimse bana ilişemiyor.

Bu verdiğim örnek dışında kalan bencillikler de kötüdür. Kimse sizden daha düşük değerde değil. İster patronun çocuğu olun, isterseniz işe yeni girmiş bir stajer, ofis içerisinde çalışan herkes aynı seviyededir. Müdürler de bence aynı seviyede olmalıdır. Yetkileri tabii ki farklı olacaktır ama bu çalışma standartlarının da daha yüksek olmasını gerektirmez.

Açık ofisleri o yüzden seviyorum. Bir yazılımcı olarak değil, çalışan olarak düşündüğümde seviyorum. Yazılımcılar biraz daha sessiz ortamda çalışmalı. Ama standart belgeler düzenleyen kişilerin bu sessizliğe sahip olmasının pek de gerekliliği bulunmamakta. Çalışırken açtıkları çevrimiçi radyolar da bunu gösteriyor zaten.

Uçmak mı gerek?

Uçmak mı Gerek

Gündüze ait tüm saatlerin kendi dertleri için ayrılmış olduğunu düşünen insanlar var. Dertten kastım da, sevmedikleri işlerinde, istemedikleri yemekleri yedikleri, kendi bilgi birikimlerinden(!) daha düşük müşteriler ile görüşmeler yapan beyaz yakalılar. Gömlek giymeyen beyaz yakalılar böyle oluyor sanırım.

Bu gibi yerlerde saygı görebilmek için sanırım uçmak gerek. Yani yerden onların gözü önünde havalanmak. Çok gereksiz bir gösteri olurdu ve fazla enerji harcanırdı.

Kaçınız bu gibi şeylere maruz kalıyor ya da bu gibi insanlardan çekiyor bilemiyorum. Varsa anlatmak istediğiniz, yorumlara akın arkadaşlarım. Birlik olalım, bu düzeni kıralım.

Ek bir düşünce

Gecenin tamamını bitirmeden önce, herkesin kodlama öğrenimi alması konusunda taraftar olamayacağım. Devletin politikası, yazılımcı tayfasının değerini düşürmek olabilir mi? Bence olabilir.

Çünkü şöyle bir durum var. Yazılım için kişilere ya da kurumlara ödenmesi gereken fiyatlar belli. Devletin ya da özel kurumların istediklerini yapabilecek kabiliyette az kişi var. Böyle olunca arz-talep dengesinde sıkıntı çıkıyor. İşe alınacak yazılımcıya 10-15 bin TL gibi bir ücret (tamamen temsili rakamdır) ödenmesi gerekirken, bu yazılımcıları yönetecek olan müdür vasfındaki kişiye 5-8 bin TL gibi bir maaş vermesi gerekecek. Bu da problem çıkmasına sebep oluyor.

O yüzden bu herkese kodlama eğitimi kafasından vaz geçelim. Gelin yetenek sınavları açalım. Çocukları orta okul ve öncesi dönemde yeteneklerini gözlemleyerek seçelim. Mesleki eğitim vermek daha verimli çalışan kişiler ve mesleklerinde usta olan kişiler yetiştirmemizi sağlayacaktır.

Nacizane düşüncelerim bunlar işte. Gece notları bu gecelik biter. Size güzel bir şarkı ile veda edeyim. Dave Brubeck - Take Five

Kalın sağlıcakla.

Loading...
Serkan Algur

Serkan Algur Biraz da ben yazayım. 💙